Viyana yeme-içme notları

viyana

Bugün, Viyana’da nerede ne yenirin kısa özetini yazacağım size sayın okuyucular.

Öğün öğün notlar alayım diyorum bu sefer ve kahvaltı ile başlıyorum. Ancak öncelikle Viyana’daki tüm cafélerde, çalışanların suratsızlığı ve hatta suratınıza bakmadan sert bir tavırla konuşma gelenekleri konusunda sizi uyarmalıyım. Bu bir adetmiş, onu öyle kabul edeceksinizmiş. Garsonlara falan sinirlenmeyin boşuna yani, hatta izleyin ve ne kadar egosantrik bir komedi ile karşı karşıya olduğunuza gülün geçin.

Cafélerden café beğenmek elinizde, ancak tarihi ve mutlaka bilinmesi gerekenleri var elbet her kentte olduğu üzere. Misal Café Sperl‘de bir elmalı çörek yanına melange iyi gidiyor. 1700’lerden kalma koltuk ve lambalar eşliğinde adeta bir balo salonu havasında.

Başka bir sabah için Café Havelka‘da da bir fincan kahve ile gününüzü aydınlatabilirsiniz. Ancak ne yalan söyleyeyim turistik ve popüler olmuş olduğundan kelli ne tatlısını ne kahvesini beğendiğimi söyleyemem. Pas geçilebilir, görmedi olmayın yine de.

Café Central en turistik olanlarından biri ama kalitesini koruyor. Gidilesi. Vitrinine bakarken ağzınızı kapalı tutmaya gayret edin.

Demel Pastanesi‘ne gündüz vakti uğrayıp gün boyu yetecek kadar enerji depolayabilirsiniz. Kahvesi ve tatlıları muazzam. Barda oturabilirsiniz ya da içerideki pastanede çalışanları canlı canlı izleyebilirsiniz.

Dom meydanında pembeli Aida‘yı göreceksiniz. Vaktiniz azsa hızlıca tatlı molası verebilirsiniz. Ancak özellikli bir pastane olduğunu söyleyemem.

Son öneri de Kleines Café. Küçücük bir yer ama kahvesi için gidilir. Dışarıda masa bekledik bir türlü kalkmak bilmediler. Bu da bir Viyana klasiğiymiş; yerini bulan kalkmıyormuş en az 3 saat.

Öğle veya akşam yemeği alternatifleri için sıralayalım şimdi de:

Kaffee Alt Wien‘de bir gulaş istiyorsunuz. Yanına da iki bira ve kocaman bir Tabasco sos şişesi. Suyuna bana bana ekmeğinizi bir güzel afiyet oluyor. Leopold Havelka’nın 18’inde açtığı haliyle; içeride müzik çalınmıyor, sohbet ve tabak çanak sesleriyle duvarlardaki posterlere bakarak ya da kitap okuyarak gün geçiyor burada.

Başka bir öğlen, Figlmüller‘e gidiyorsunuz, iki kişiye bir schnitzel yetiyor, iki de patates ve semizotuna benzeyen bir yeşillikle yapılan kabak çekirdeği yağlı leziz salatadan söylüyorsunuz ve tercihen birer kadeh house wine. Zaten bu iki öğüne bedel. Akşam yemeğinden yırtıyorsunuz böylece.

Museum Quartier’e illa ki yolunuz düşer. Hafif bir öğle yemeği için Kantine‘de curryli tavuk tercih ettik biz. Menüsü zengin. Starobrno birasını ilk kez denedik, beğendik.

Frozen yoğurt furyası başlamış cümle alemde. Ama aralarında en çok Kurt‘ü sevdik. Biyolojik yoğurt ve taze meyvelerle sağlıklı bir şekilde serinlemeniz mümkün. Kasesi 2,5- 4,5 euro arasında değişiyor.

Meşhur peynirli sosisçi Bitzinger‘de bir porsiyon sosis gümletmeden dönmek olmaz dediler, söz dinledik, lezzetliydi ama ağır geldi. Bir efsaneye göre 3 tane üstüste yiyene kalp krizi garantiymiş.

Akşam oturması, dostlarla sohbet seansı için Lux‘ten yer ayırtabilirsiniz. Lux’te yer yoksa aynı avluya veya sokağa bakan pek çok mekan var, illa ki birinden birinde masa vardır size uygun. Biz bir Fransız krepçiye denk gelmişiz meğer Lux niyetiyle oturup, Nutellalı krebine hasta oldum, çikolata bombası etkisi yarattı bünyede. Eve koşarak döndüm.

Tazecik kahve çekirdekleri çektirip misler gibi evinize yurdunuza götürme arzusuyla giderek bizim gibi kapı duvar olmamak için, Naber Kaffee‘nin pazartesi-cuma arası 7.30-18.00 arası açık olduğunu hatırlatmayı bir borç bilirim sevgili dostlar.

Viyana sokaklarında pek çok köşede su içmek üzere ‘moderen’ çeşmeler mevcut. Bir kere pet şişe alıp doldurup doldurup gezebilirsiniz böylece; Orhan Veli’yi haklı çıkartırcasına hava bedava su bedava toprak bedava misali.

Şimdiden iyi yolculuklar!

*Bu yazı, 30.04.2014’te Radikal Blog’da yayımlanmıştır: http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/viyana-yeme-icme-notlari-58241

Leave a Comment