3. günün hatırası

Merhaba sevgili yemekseverler,

Yeni yıla girdik çok şükür. Öncelikle hepimize afiyet diliyorum ve başka şeyler de tabi…

2013’ten çıkmadan az evvel, 3. Yiyelim Güzelleşelim yemeğimizi gerçekleştirdik Bodrum’da. Neredeyse 2 aydan beridir kafamı kurcalayan bu İtalyan sofrası kurma hayalim, rüya gibi bir geceyle rüya gibi bir evde gerçek oldu.

Bu yemekle ilgili o kadar çok detay var ki atlamadan yazmak istediğim, eminim yazıyı bitirmem epey zaman alacak. Kendimi nasıl dizginleyeceğim bilmiyorum.

Şimdi öncelikle her şey, Twitter’dan ‘Bodrum’da bir yemek yapmak istiyorum’ duyurumla başladı. Sonra 2. yemeğimizin hikayesini okuyarak blogumdan haberdar olan Tuna ile yollarımız kesişti. Bir sosyal medya tanışıklığı vesilesiyle (henüz yüzyüze tanışmadan yani) bana mutfağının fotoğraflarını gönderdi ve ben de ‘burası benim geçici mabedim olabilir mi?’ dedim çünkü mutfak kocamandı ve hayallerimdekine çok yakındı. O da ‘hay hay’ dedi ve anlaştık. Derken hikaye başlamış oldu.

Önce tarihi belirledim, hem Türkiye’ye gidişimiz hem de genel olarak herkese uyup uymadığına göre. Daha sonra da işin zor kısmı olan menüye karar verdim. İtalyan menüsü olmasının en önemli sebebi şudur diyemeyeceğim çünkü aslında tamamen içimden öyle geldi. Ama şu da var ki hem benzer yemek alışkanlıklarına sahip oluşumuz -herkesin birarada, ortadaki tabaklardan yemek yemesi ve kalabalık olunca daha mutlu olması gibi- hem de İtalyan mutfağının Bodrum’da ufak da olsa heyecan yaratacağını düşünmüş olmam belirleyici oldu biraz.

Derken Coka ve Hülya da o tarihlerde Bodrum’da olacaklarını söyledi ve tabi ki çok sevindik bu duruma. Bizi Yalıkavak’taki evlerinde ağırlayabileceğini öğrenince de kalacak yer aramadık elbette başka. 3 gün 3 gece misafiri olduk Coka’nın.

Ben ilk günler Almanya’dan taşıdığım nezlemsi-gribimsi-boğaz ağrılı-halsizlikli garip hastalıkla cebelleşiyorken içtiğim ilaçların da etkisiyle uyurgezer gibi dolaşıyordum ortalıkta ve aklımda sürekli 27’sindeki yemeğin mükemmel geçmesi için tilkiler dolanıyordu. O yüzden Coka ve Boran beraber daha çok vakit geçirebildiler zira benim bedenim orada ama aklım başka yerdeydi. Mesela biberiyeli grissinilerde, çorbanın üzerine konacak ciabatta ekmeğinde ve hamurunun nasıl olacağını kestiremediğim gnocchilerde. Ve daha da hasta olmamakta.

Dolayısıyla doya doya bir Bodrum yaşayamadım bu gidişimde, sadece bir yerden bir yere taşınıyordum araba ile, uyuyordum, yemek yiyordum, düşünüyordum ve hayal ediyordum. Ama ileride Cokalar Bodrumlu olunca daha ‘anda’ olabileceğim misafirlikler diledim kendime.

Yemek günü mutfaktaki en büyük destekçim Boran‘dı bu sefer. Ben “Bodrum’da İtalyan menüsü yapacağım” dedikten sonraki süreçte neyi nasıl yapacağımıza hep birlikte karar verdik. Münih’te başlayan ve Bodrum-Yalıkavak pazarına uzanan alışveriş maceramızda birlikte hareket ettik. Paketleme ve valiz yerleştirme aşamaları 1 tam günümüzü aldı. Şarküteri ve özellikle peynir seçimlerinde bana epey yardımcı oldu -zira ben çocukluğumdan beri tost ve pizza dışında asla peynir yemem, şarküteriyle de aram hiç yoktur-, beni 2 gün boyunca çıldırtan gnocchi hamuruna iyi davranmam konusunda telkinler verdi, acele ederken parmağım yandığında “bırak ben yapayım sen sakinleş” dedi, servis sırasında da yeni aldığı cici yeleğiyle bir garson gibi koşturdu. Yemek günü tadına bakamadığım enginarların sosunu hazırladı. Ve daha niceleri…

Daimi yamağım Ayşegül de sağ olsun beni yine yalnız bırakmadı, atladı geldi İstanbul’dan yanımıza, sürekli Instagram’dan size haberler verdi, her şeyin tadına baktı, getir götür yaptı. Yemek koşturmacasından oturup iki laf edemedik, çok az vaktimiz vardı, o vakti de hazırlık ve toparlanma aşamasında harcadık.

Coka ise bu sefer hem lojistik, hem kameramanlık hem de konaklamadan sorumlu başkanımızdı. Yani ilk Yiyelim Güzelleşelim yemeğinde misafir, ikincisinde ev sahibi, üçüncüdeyse ekiptendi. “Artık yemek yapamazsam yuh bana!” dedi. Bodrum’a yerleşme hayaliyle yazdığı blogunda böylece bugünün de bir anısı oldu. Hülya son saniyede yetişebildi İstanbul’dan Bodrum’a. Uçağı kaçırdı kaçıracak derken yetişti ve fırtınalı bir havada başarılı bir inişle yanımıza ulaştı. Direkt olarak masaya oturdu ayağının tozuyla. Boran’la bana iki küçük hediye getirdi.

Tuna ve Volkan çifti de duvarlarını elleriyle ördükleri o güzel taş evlerini bize açarak, bütün gün işgal etmemize izin verdi. Yetmedi, sırf bu gece için 3 kocaman masa ve 16 sandalye getirttiler evlerinin salonuna. Ayırca Tuna, annesinin o güzel yemek takımlarını kullanmamıza izin verdi. Ve her misafir için yeni yıl kartları yazdılar; herbirinde başka bir Orhan Veli şiiriyle…

Yani istesem bu kadar güzel ve çoşkulu bir ekip kuramazdım, herkes kendi içinden gelen bir şeylerle destek oldu bana. Kimsenin hakkını ödeyemem, iyi ki varsınız, iyi ki yanımdaydınız. Çok teşekkür ederim hepinize.

O gece masamızda kadınlar ağırlıktaydı; yanlış saymadıysam 11’di sayımız. Misafirlerin sadece biri erkekti ama ekibimizdekilerle birlikte toplam sayı 4’tü. Böylece 15 kişi etmiştik. Yemekte 2 Ayşegül, 2 Doğacan vardı. Doğacan’ın 2 tane olması zor bulunur dedik, iki Doğacan arasında dilek tutmak isteyenleri çağırdık. Umarım herkesin dilekleri gerçekleşir.

Hikayeler arasında Bodrum’da yaşamak üzere İstanbul’dan gelen de vardı, aileden Bodrumlu olan da. Bodrum’daki ustaların rahatlığı da konuşuldu, İstanbul’dan buraya gelmenin zorluk ve kolaylıkları da. Herkes birbiriyle tanıştı, sohbet etti, hikayelerini dinledi, anlattı.

Eşiyle birlikte pastacılık serüvenine atılan eski gazeteci Simten, İskele Yalıkavak’ı işleten Eray, İnşaat Mühendisi Derya, Bodrum’u çok seven Aslı, Burası Bodrum markasıyla pek çok ürün tasarlayan ve o akşam bizlere hediye eden Ayşegül, adaşım ve Sabit Fikir’in cici editör yardımcısı Doğacan, yemek sektöründe yıllardır çalışan okullu aşçı Pelin ve Raw food eğitmeni-detox uzmanı Çisem hoş geldiler, sefalar getirdiler. Sizleri tanımaktan büyük keyif duyuyorum, iyi ki geldiniz, iyi ki orada oldunuz.

Yemekler çok beğenildi; kadehler kaldırıldı, güzel sözler söylendi. Porsiyonlar büyük olmasa da herkes “çok güzel doyduk” dedi.

Benimse hayallerim bir kere daha gerçek oldu. Kalabalık ve gürültülü bir İtalyan sofrası kurmuştum. İnsanlar arasında köprüler kurmuştum. Kendime yeni bir aile kurmuştum. Şimdi sıra 4. yemeğin hayallerini kurmakta.

Not: Videomuz Coka tarafından montajlanıyor bugünlerde. Yakında onu da paylaşacağım sizlerle.

Hepimize iyi kalpli, adaletli ve afiyetli bir yıl olsun!

**

İşte videomuz da burada! İyi seyirler.