Bulut
Sensiz barometre kıpırdamıyor Basınç yok, sorgu sual, şüphe yok Gözyaşı, yağmur bile olamadan Boran beyaz bulutlara karışıyor Kırk yılın başı aynı şehirdeyiz Yollar kesişmiyor İstanbul kocaman Ve fakat gurur, almış başını …
Sensiz barometre kıpırdamıyor Basınç yok, sorgu sual, şüphe yok Gözyaşı, yağmur bile olamadan Boran beyaz bulutlara karışıyor Kırk yılın başı aynı şehirdeyiz Yollar kesişmiyor İstanbul kocaman Ve fakat gurur, almış başını …
Hiçbir şeyi değilse bile O güzel günlerin hatırasını korumamız gerek Gözlerden uzak, ikibaşımıza kalsaydık, kalabilseydik eğer Hayallerini kurduğumuz o ev, bir ev olabilirdi Şimdi gel desem geç, kal desem …
“Eskiden de, şimdi de, mutluluğun erkeklerle yaşanacak ilişkilerden geleceğini sanan kadınlar vardı çevremde. Böyle iyi eğitimli, meslek sahibi entelektüel kadınlar da tanıyorum; halktan, yoksul kadınlar …
farklı katmanlardan oluşur maddeler ve insanlar bizi biz yapan üç şey id, ego ve süperego ama şimdi konu ‘sadece ego’ hep ego daima ego freud’a göre hakemdir o idle süperegoyu uzlaştıran şahlanmış at …
(Aktüel Arkeoloji Dergisi için yazıldı.) “Garip” çünkü yüzlerce yıl içinde Sagalassos’un başına gelmeyen felaket (ekonomik çöküş, üretim zayıflığı, defalarca deprem, veba salgını, su kaynaklarının ve ormanların …
yerin dibindeyim çok karanlık üzerime çöküyor sanki tepedeki bütün aydınlık simsiyah ellerim, kollarım, ayaklarım kaza süsü verecekler yine, biliyorum kaçınılmaz kaçıp kurtulamaz bir haldeyim kömür gözlerimden alevler çıkıyor kırmızı bağırıyorum kimse duymuyor bütün kulaklarda derin …
denk geldi, mayısın sekizinci günü sen kuşkonmazı çok sevdin ben de laf attım sana, sonra sen de bana derken konuştuk, birbirimizden hoşlandık aynı toprağın çocukları çıktık her gün binlerce …
içim içime sığmıyor bugün herbir içimden ben çıkıyorum sanki herbirimin vadesi ayrı, rengi farklı denizin içinden balık bulutun içinden yağmur midyenin içinden inci çıkar gibi ellerim üşüyor sessiz sokaklarda koşuyorum durmaksızın çekilmiş kahvenin …
Çok Gezenler Kulübü’yle gittiğimiz Cenevre izlenimlerim… http://www.cokgezenlerkulubu.com/article/view/city/dogacan_onaran/423
Dine. Aşka. Paraya. Sözlere. Kendine. Hikayelere. Sevdiklerine. Gördüklerine. Duyduklarına. Kendinden büyüklere. Mantığını açıklayamadığı güçlere. Peki neden inanıyoruz? Yalnız hissetmemek için mi? Kendimizden başka doğruları inandıklarımızla açıklamaya …
Vapurlar. İstanbul’un vapurları. Koşup yetişilen, kaçırdıkça uzağa giden, artık yandan çarkı olmayan vapurlar… İki yakasını biraraya getiren İstanbul’un. Sarı-beyaz çizgili deniz bekçileri. Bu aralar Bülent …
yine bir salı sabahı denizden esiyor bodrum güneşten gergin tenim kuru dudaklarım sarı estikçe cıvıldıyor kuşlar sustukça hep birlikte duruyorum öylece duruyorsun mavinin adı burada rüzgar yürürdük yürürdük gecenin üçünde beşinde benim işte böyle milimetrik sevdalarım vardı 23.08.2011 – …
Çok Gezenler Kulübü’yle gittiğimiz Zürih’ten bana kalanları okumak için: http://www.cokgezenlerkulubu.com/article/view/city/dogacan_onaran/379
kadıköy aile mahkemesi adliye D kapısı sekiz yıl sonra gelen büyük bir kavuşma anı uzun metraj bir filme uzun bir ara vermişçesine kaldığı yeden devam ediyor bu uçsuz bucaksız hikaye roller aynı, oyuncular …
Gel zaman git zaman, mevsimlerden yaz, aylardan ağustos, hatta ayın 5’i, bir perşembe günü, gidiyorum gündüz gece uzun ince ülke Şili’de, altın ve bakır çıkarılan …
2010 yılının sonbaharı iyice hissettirdiği serin soğuk günlerindeyiz; klimaların sıcağa ayarlandığı, radyatörlerin havasının alındığı, yazlıkların baza altına kaldırılıp kışlıkların dolaptaki yerini aldığı ıssız günler… Yani …
taş kahve’ye geliyor taş gibi bir hatun oturmuş sakızlı kahve içiyor, sade bir elinde sakızlı dondurması bir elinde fotoğraf makinesi belli afilli biri havalı saçları kırmızı ojeleri kocaman gözleri sürmeli her geçen ona …
rakı ne güzel şey ne güzel rakı içen kadın şeffafın beyaza dönüştüğü an sağanak yağmur sonrası güneş bu hayat gerçek bu hayat iyi dudaklarından dökülen her söz ruhumun sihirli aynasında çifte kavrulmuş bir …
duvarlarımdaki kara kesik delik deşik hatıralardasın çivilenip kalmış mıh gibi satırlarımda oradasın evet görüyor seni gönül gözüm bir yerlerden çıkaracak ama tam kestiremiyor kar soğuğu gibi ısırıyor etimi incitse de kabulüm yalın ayaklarımdaki yitik bir yelkovan geçerken sanki …
daha rahmine düşmeden sevdin beni bekledin ılık ılık ısıttın içini yatağımı hazırladın yorganımı kalın henüz kızıl değildi saçların fırtına öncesi sessizliği nedir daha bilmiyordun beni bekledin gönüllü yalnızlığına bilinçli bir son vermek istedin ve geldi …