Fotoğraf

Kanalların arasında kaybolmaca: Venedik

Posted on 19 May 2017

Floransa ve Bolonya-Modena-Parma yazılarımdan sonra Venedik notlarımla karşınızdayım efendim. Yalnız önceden uyarayım: “turist olarak her gidilen kenti öve öve bitirememek değil asıl marifet” ve “avuç içi kadar, altyapısız bir kent turistle dolup taşsın diye nasıl şişirilir” alt mesajlı bir yazı oldu. İstemezseniz okumayın. Bolonya’dan 2 saatlik tren yolculuğuyla Venedik’teyiz. Oha garın yerinin güzelliğine bak! Ayak basar basmaz kozmopolit ve nemli bir yere geldiğimizi fark ediyoruz. Suyu özlemişiz.  Yalnız kalacağımız yere doğru yürüdükçe başka bir şey daha fark ediyoruz: haritada çok yakınRead More

3 günde Bolonya-Modena-Parma

Posted on 16 May 2017

3 günde Floransa yazımdan sonra Bolonya notlarıma hoş geldiniz. Floransa yazımın başında da belirttiğim gibi, Bolonya’daki konaklamadan bahsedecek bir durum yok. Ama genel olarak kentte oda fiyatları yüksek; standartları düşük, neredeyse her konaklama alternatifinin tuvaletleri ortak olsa bile. Booking’i biraz talan edin derim. Yorumlara da çok kanmayın. Bu kiremit kızılı renkli, solcu kente gelmişken mutlaka görülecek yerleri hemen isimleriyle yazıp yeme-içme önerileriyle sizleri baş başa bırakıyorum. Bu arada Bolonya, Avrupa’nın en eski üniversitesine ev sahipliği yapıyor ve tarihte pek çok önemliRead More

3 günde Floransa – Ne yapılır ne yenir ne içilir?

Posted on 12 May 2017

Münih’ten atlıyoruz 22 Mart’ta trene, 8 saat sonra Floransa’dayız. Booking’den yüksek puanı sayesinde karar kıldığımız Sabrina’nın evini buluyor ve 3 gün konaklayacağımız odamıza jet hızıyla yerleşiyoruz. Yol için yaptığımız sayısız sandviçe rağmen açız. Kente gidip bir şeyler yiyip yatıp uyuyoruz. Tüm günü trende geçirince yatağa öyle bir gömülmüşüz ki sabah kalkmak zor geliyor ama mutfaktaki tıkırtılar ve karnımızın gurultu sesleriyle zıplıyoruz. Sabrina bize tatlış bir kahvaltı hazırlamış, yoğurt, şarküteri, üzümlü panettone, reçel, nutella, meyve sepeti, vs. Cappuccinolarımızı yapıyor hemen, çatRead More

Çıplak bergamotlar

Posted on 26 February 2014

Aniden karşımıza çıkıverip hiç beklenmedik şekilde hayatımıza giren güzel insanlar vardır. Kuşkonmaz severler mesela. Böylece yollarınız kesişir. Daha ilk saniyede aşk olur. Farklı ülkelerde, farklı şehirlerde, farklı sokaklarda o aşk büyür. Onsuz yapamayacağınızı anlar, kalkıp giderseniz yanına. Sonra asıl hikaye başlar. Ve olaylar gelişir. Devamındaysa, eğer siz şansa hazırsanız, başka güzel insanlar gelir. Güzel olduklarını daha ilk andan itibaren hissedersiniz. Elbette sadece dış görünüşü kastetmiyorum; içlerinin, zekalarının, düşüncelerinin, yaşam enerjilerinin ve bizde bıraktıkları izlenimlerin de güzel oldukları aşikardır. Anlarsınız işteRead More

Yavaş ye!

Posted on 19 February 2014

Günlerden bir gün –henüz yemek kültürüyle ilgili bugünkü gibi etraflıca düşünmüyordum, çoğumuz gibi sadece doymak için, pek de sorgulamadan, kafa yormadan yiyordum, ne var ki besin değerlerinden bile haberim yoktu; üniversitenin ilk yılıydı sanırım, ergen sayılacak yaştayım, en deli, kanın damarlarda en hızlı aktığı zamanlar– Slow Food (yavaş yemek) diye bir şey duydum. Nasıl ya? dedim. Fast food’un zıttı mı bu? Peki nasıl oluyor? Ne yapmak gerekiyor? Belli ki ortada bir sorun var ve onlar da çözmek için uğraşıyorlar. BirRead More

Paprika Paper Goods

Takipte kalın

Yeni yazılarımdan anında haberdar olmak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazıp "Abone ol" butonuna tıklayınız.

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe

Uyarı

Belirtilenler dışında tüm fotoğraf ve yazılar Doğacan Onaran'a aittir. İzinsiz (ç)alıntı yapılamaz. Ancak sayfa linki ile paylaşılabilir.